|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kış Manzaraları Sunumu
Kürtçe Kitaplara Yoğun İlgi Gösteriliyor
Düşen Kayalar Vatandaşı Korkutuyor
Maşuk Ustadan Tuzda Tavuk Yemeği
Türkiye'de Deprem Gerçeği
Faruk Okuyucu okuyucu@bitlishaber.net
TÜRKİYE DE DEPREM GERÇEĞİ İnşaat Mühendisleri Odasının 2010/3-4 sayı 461-462 ve bu yayının bülteninin 53. sayfasında yer alan Türkiye deki deprem gerçeğini siz hemşerilerimle paylaşmak istedim. Zira son yıllarda gelişen yapsatcılık yöntemiyle çok sayıda bina yapılmaktadır. Yapımcılarımıza ve halkımıza katkısı olsun diyerek bu yayının sizlerle paylaşılmasını ilgili kurum ve kuruluşların dikkatine sunmak amacıyla kaleme almış bulunmaktayım. Ciddi ve sorumluluk isteyen bu bilgiler ışığında gerekli tedbirlerin alınması dileğimle halkımızın hiçbir şekilde zarar görmemesi en büyük dileğimdir. Türkiyede yürürlükte bulunan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkındaki Yönetmelik e göre topraklarımızın % 66 sı, nüfusumuzun % 71 i, toplam belediyelerin % 68i (1900 adedi) 1. ve 2. derece deprem belgeleri içinde yer almaktadır. 3. ve 4. derece deprem bölgelerini de dikkate aldığımızda topraklarımızın yaklaşık % 92 si deprem tehlikesi altında bulunmaktadır. Bu bilgiler göstermektedir ki deprem, neden olduğu can ve mal kayıplarının fazlalığı sebebiyle acilen önlem alınması gereken doğal afetler sıralamasının başında gelmektedir. Ülkemizde deprem tartışmaları İstanbul üzerinde kitlenmiş durumdadır. İstanbul gerek nüfusu, gerek ekonomik hacmi, gerek tarihi ve turistik önemi ile Türkiye nin en önemli kentidir ve doğal afetlere karşı insanlar ve kent varlıkları özenle korunmalıdır. Bununla birlikte bütün dikkatlerin İstanbul a verilmiş olması, ülkenin kalan kısmında bir özensizliği de ne yazık ki beraberinde getirmektedir. Türkiye deprem kuşağı haritasına göre İstanbul un yüzölçümünün yaklaşık yarısı 1. ve 2. derece; diğer yarısı da 3. ve 4. derece deprem kuşağında yer almaktadır. Tam da burada düşünmemiz ve yapmamız gereken şey şehirlerimizi önem sırasına koymak, güçlendirme çalışmalarını nüfus, ekonomi gibi şartlara bağlamak değildir. Kentlerin istatistiği verileri bize yalnızca bir an önce başlanılması gereken güçlendirme çalışmalarının çaplarına ilişkin veriler sunmalıdır; yoksa bu veriler insan hayatlarını yaşadıkları kentlere göre sıralamak için kullanılmamalıdır. Türkiye nin gündemini meşgul eden deprem tartışması ne yazık ki ikinci yöne doğru epeyce kayma göstermiştir.
1.Derece Amasya, Aydın,Bartın, Balıkesir,Bilecik, Bingöl, Bitlis,Bolu, Burdur, Bursa,Çanakkale, Çankırı,Denizli, Düzce,Erzincan, Hakkari,Hatay, Isparta, İzmir,Kahramanmaraş,Karabük, Kastamonu,Kırıkkale, Kırşehir,Kocaeli, Manisa,Malatya, Muğla, Muş, Osmaniye, Sakarya,Siirt, Sivas, Tokat, 35 ( % 43,5 ) 2. Derece Adana, Adıyaman, Afyon, Ağrı, Antalya, Ardahan, Batman, Çorum, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Iğdır, Kars, Kütahya, Samsun, Şırnak, Tekirdağ, Tunceli, Uşak, Van, Zonguldak 22 ( % 28 )
5. Derece Karaman 1 ( % 1 ) 1900 lü yıllardan bugüne kadar ülkemizde yaşanan depremlerde yaklaşık olarak 100.000 insanımız ölmüş, 250.000 insanımız yaralanmış, 600.000 den fazla yapımız da yıkılmış veya önemli ölçüde hasar almıştır. Başbakanlık Proje Uygulama Biriminin 2000 yılı baz alınarak 2002 yılında hazırlatmış olduğu bir rapora göre; ülkemizde bulunan konutların % 62 sinin inşaat yapım ruhsatı bulunmakta, % 38 nin ise inşaat yapım ruhsatı bulunmamaktadır. Yine yapılarımızın % 33 nün yapı kullanma izin belgesi olmasına karşın, % 67 sinin ise yapı kullanma izin belgesi bulunmamaktadır. 1984 yılında yapılan bina sayımında 8 milyon hane ve 5 milyon bina varken, hane ve bina sayısı 2000 yılında % 60-70 oranında artmıştır. Bu sayı nüfus artışı sonucu meydana gelmiş bir artış değil; ülkemizin şehirleşmesiyle ilgili bir sonuçtur. Türkiye gittikçe şehirleşen, buna karşın nüfus artışı oranı azalan bir ülke konumundadır. Başka bir ifadeyle de şehirleşme, Büyükşehir belediyelerinin bulunduğu yerlere doğru büyük bir hızla devam etmektedir. Üretilen yapıların % 80 i konut, diğerleri de okullar, resmi binalar, spor tesisleri ve benzeri yapılardır. Son 25 yılda üretilen bina sayısı, 25 yıl öncesine kadar üretilen toplam bina sayısından fazladır. Bu yapıların çoğunluğu barınma amaçlı olarak kullanılan konut türü yapılardır. 1999 yılında yaşadığımız depremde (17 Ağustos) ortaya çıkan can kaybı resmi rakamlara göre 17.479, yaralı sayısı ise 43.953 tür. Ağır hasar gören konut sayısı 66.441, iş yerinin ise 10.901 olduğu kayıtlara geçmiştir. 2001 yılının Haziran ayında çıkarılan 4708 sayılı Yapı Denetim Yasası 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre çok daha zayıf içerikli bir yasa olarak 19 pilot ilde uygulanmak üzere yürürlüğe girmiş, 1 Ocak 2011 tarihi itibariyle de tüm yurt genelinde yayılacak. Bu karar, depremselliği ve sorunları aynı olan bir coğrafyada iki farklı sistem uygulamasına son vermesi bakımından ilk bakışta olumlu görünmekle birlikte, yasanın eksik, yanlış, aksayan ve uygulanamayan yanlarının ilgili tarafların görüşlerine başvurularak yeniden düzenlenmesi gerekliliği, yasa hedefleri açısından yaşamsal önem taşımaktadır. 2001 yılında yasalaşma sürecinde ifade edildiği üzere, mevcut yasada mesleki yeterlilik, eğitim, belgelendirme, izlenebilirlik, denetim mekanizmasının etkin ve yaygınlığı ve kamu yapılarının denetim dışı kalması gibi çok önemli eksiklikler bulunmaktadır. Ayrıca yürürlükteki diğer yasa hükümleriyle çelişkiler de bulunmaktadır.
Bu makale 1963 kez okundu Yükleniyor...
|
|