Bugün: 18 Mayıs 2012 Cuma
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Künye
Yeni Üyelik Üye Girişi
  • Ana Sayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Seri İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Tüm Yazarlar
  • İletişim
  • SON DAKİKA
    Tatvan'da Kış Manzaraları Sunumu
    Kürtçe Kitaplara Yoğun İlgi Gösteriliyor
    Düşen Kayalar Vatandaşı Korkutuyor
    Maşuk Ustadan Tuzda Tavuk Yemeği

    Poğan Söyleşileri

    23 Mart 2011, 22:33
    12
    14
    16
    18
    Faik Tarımcıoğlu tarimcioglu@bitlishaber.net

     Poğan, “Bitlis’ce” de sokak demektir. Ama, bu sokak, daha ziyade “iç” sokaktır. Evin önüdür. Avlunun hemen dışarısıdır. Dış sokak, “poğan” değildir. Burada kadın ve aile hakimiyeti vardır. Çocuklar burada oynar, kadınlar burada dedi – kodu yapar. Poğanda yaşanan kültür, özgündür, yereldir. Yalındır.

    Her mahalleye göre özellik gösterir.

    Kadınlar orada daha özel, daha özgürdür. Kavga, döğüş hemen, hemen hiç görülmez. Kaç – göç yoktur. Ama yabancı bir erkek göründü mü, “kadınlar matinası” anında sessizliğe geçer!

    Orada, nefis konuşmalar, sohbetler olur. İki yaşlı kadının, Bitlis’ce konuşmasına bir kulak verin. İnanılmaz güzelliktedir. Akıcı ve durudur. Enfes bir Azeri şivesi hâkimdir. Şiirseldir. İşte o canım konuşmalardan birkaç örnek sunalım:

     

    * * *


    Kadınlar, Poğan’ın kenarında, dut ağacının altında, cecim sermiş, semaveri kaynatmışlardı. Koyu bir sohbete dalmışlardı. Herhalde “erleri”ni çekiştiriyorlardı!.. Gene herhalde, ciger taplemesi yemiş, “kökür”müşlerdi!(1)


    Kaynana, gelinin patavatsızlığına alışmıştı. Ama tembelliğini çekemiyordu. Gelin son derece rahat, sâkindi. Melemezdi. Kaynana “Melemez, melemez, elinden iş gelemez!” diye tekrar edip duruyordu. İkide bir, “çayı demle!”, “suyu getir!”, “uşaha bah!” diye komut vermesi ile beraber, gelinin gevşek tavırlarına ağız – burun oynatıyor, komşu henkifine(2) gözle, kaşla derdini anlatıyordu! Komşusu el altından, kaynanayı çekiştirdiklerinde, bunları birer, birer geline çıtlatıyordu. Komşu ile gelin, göz – göze geldiler. Gülümsediler. Kaynananın gözünden kaçar mı? Anında anladı.


    O sırada çocuk, “çişim geldi, çişim geldi” dedi, aniden düştü ve ağladı. Gelinin yerinden kıpırdamadığını gören kaynana, şahin gibi atladı: “ Ötür, ötür, men özünü aparırem, sen yerinden terpenme, yeter!” diye çivisini koydu. Bu, komşuya, “Gör, bah, ne haldeyim?”işareti idi. Çocuğu hırsla kaptı, saçlarını, şevkâtle okşadı, “Kurban olurum, kurban olurum!” dedi. Susturdu. Birlikte, yan kapıdan eve girdiler. Gelin somurttu. Çayları doldurup, kaynananın gelmesini bekledi. Komşu teyzeye: “Bah, göresen, mahsus yape ki,man lâf çaha!! Göresen, Allâhsen!? Ben şimdi, nişleyem?(3) Uşahtır, nedem?” dedi. Komşu, kendi gelinini düşünerek, cevap vermedi. Çayından bir fırt çekip, kırtlama şekerden bir parça ağzına attı.


    Kaynana, için için gülüyordu. Akşama oğluna iki lâfı vardı!


    (1) Kökürmek : Çok susamak
    (2) Henkif : Aynı yaştaki insan
    (3) Nişliyeyim : Nedeyim?

    * * *
    Salime Abla, evin penceresinden, karşı damdaki kadına baktı, baktı, “Necmiye, zat(1) pişürdün?” diye sordu. Necmiye, “Salime Abla, he, pişürdüm.”dedi.
    Sohbet başlamıştı:
    - “ Ne pişürdün?”
    - “ Heç, ne püşireyim? Fasulyadan, pilaf(pilav) yaptım. Nedem?” dedi.
    Salime Abla: “Daha nedecahsan!? Men oni de yapmamişem, biraz klorik(2) var, jağ(3) da yaparem. Bizim herif bi kito(4) mızırdenir, bitotlenir(5) onu savuşturerim. Yarın bahem, ne yapacağım? İlknur gelé!!!”
    - “ Va, İlknur gelé he?! Hadi, gözün aydın ola! Zahar ki, zat pişürmemişsen. İlknur’a sahlesen!!?”
    - “ He, İlknur, bilesen, aylidür(6)!
    - “ İyi, Salime Abla! Men sana, İlknur, yeriklese(aşermek), ne istese, yaparım! Sen merah etme!”
    - “ Allâh rahmet ede, baban gorune(7)! Sen her zaman jahatisen!(8)”
    - “ Salime Abla, aten nur içinde yete, sen meni çok kutatmışsen!(9) Ocağı söndürem, bi kito özümüze süleşah!...(10)

    (1) Zat : Yemek
    (2) Klorik :Bir etli yemek
    (3) Jağ : Bir çeşit yabani sebze
    (4) Bi kito : Birazcık
    (5) Bıtotlanmak : Söylenmek, homurdanmak
    (6) Aylı : Hamile
    (7) Gorune : Mezarına,(ruhuna),(Gor:mezar)
    (8) Jahati : Hamarat
    (9) Kutatmışsın: Kurtarmışsın
    (10) Süleşmek : Konuşmak, Sohbet etmek

    * * *
    - “ Muhsine Ablo, Muhsine Ablo!! Hele bi çıh!”
    Muhsine,
    - “ Ne var, gene, ne soresen, Fahriye??”
    - “ Yav ablo, hele söyle gıra(1), bu etin üstüne ne atayım?? Dün türlü yapmiştim. Evveli gün, taze fasulye! Şimdi, men nişliyeyim? Et de, zaten bi kitodur. Bir but et, Ümmeti Muhammet!!
    - “ Deli Fahro, sabah, sabah dizi, mizi seyrettın, gün ortayı geçti! Aha, mağrip oldu? Taze aklan gelé?
    - “ Nedem Muhsine Ablo, biraz içim geçti. Gecaldım(2)”
    - “ Deli Fahro, eti bulgurdan pişir, etli pilaf olsun. Hem bereketi olu, erini, uşahları doyuresin. Erin de seni doyursun!”
    - “ Hi, hi, hi”
    - “ Gülme ! Sıyrık! Şimdiye kadam, Kelâmı Kadim, men pişürmüş, döşürmüştüm! Bi de şorbe, morbe(3) yap, geç! Hadi ordan. Meni eyleme, namazım geçi!!”
    - “ Ablo, murat alasen!”
    - “ He, hadi, hadi!”

    (1) Gıra : Bakayım, göreyim
    (2) Gecalmak: Başı dönmek, kendinden geçmek.
    (3) Şorbe : Çorba

    * * *
    - “ Kız, it gibi dolaşme! Yüzün, gözün bi yıha! Naime’gile get, deki, Neclâ Abla, çağırer, gelsin, şor baloğ(1) yesin! Hadi, bu paketi de apar! Özüne ver! Tez gelesen, bah! Tükürdüm kurumiye!”
    Kız, seke seke gider, şıpıdık terlikleri taşlara vura vura, Naime Teyze ile birlikte gelir. Neclâ, ikisini birden görünce:


    “ Vah, ne tez? Yimah olunce Naime uçer!” diye içinden geçirir. Sofra hazırlar. Neclâ ablanın diktiği fistan, Naime’ye kirkip(2) oturmuştu. Bir müddet elbiseyi çekiştirdiler. Naime, “Elan sağlağ, çok iyi olmuş!” dedi. Teşekkür etti. Sofraya oturdular.


    Neclâ, “ Bah, Naime, ağzan kurban olem. Çekinmeyesen, yesen. Allâhvekil, boğezımdan geçmedi! Kendi evin gibi yesen!”


    - “ Vah, Neclâ Ablam, heç bir karıne(3), iki mihnet olu?? Çağırdın, o ki, yiyecağam!! Vallâh! Senin pişürdüğün yenmez?!!” Necla, hışımla kızına döndü:
    - “ Kız tökme! Tökme! Kahrolmiyesen!?”
    Sonra, kaldığı yerden devam etti:


    - “ Bacıma diyem, her şey ataş pahasi olmiş! Erime didim, nolu mege, bi çamaşır makinesi alasan, gesi(4) yıkamahtan belim buhumum(5) kırildi! Herif heç oralı olmadi!”
    - “ Vah, Neclâ Abla, demek öle, ha!? Vallâ, benimki de almedi! Allâhtan kaynanamgil almışler, kara gele yüzüne, mecbur oldi! Yohsa, man alırdi?
    - “ Kız, seninki gene almış. Daha ne istesen!? Man diye, hele dur, hele dur! Ne zamane kader durerim!?!
    - “ Elan Sağlıh! Neclâ Able, men de behlerem. Özimize tapleme (6) yapah!”
    - “ He, he, senin niyetin, gene man taplemeyi yaptırecaksın!! De, kefine, kefine, nedah?!”
    (1) Şor Baloğ : Tuzlu, salamura, inci kefali
    (2) Kirkip : Tamı, tamına
    (3) Karıne : Karın, mide
    (4) Gesi yıkamak : Çamaşır yıkamak
    (5) Buhunum : Sırtım
    (6) Tapleme : Bir tür yemek


    * * *


    Bir Poğanda bir sürü çocuk. Bir hay – huy içerisinde döğüş başlıyor. Çıkan kıjavıj(1) üzerine pencere açılıyor:


    - “ Ulan, utanmesen, balayı(2) dögesen. Sen ondan böyük degilsan?! Sen çağasın(3)! Arsız! Gelerem, şimdi kulakların çekerem!”


    Çocuk, diklenerek,


    - “ Yahşi(4) ederem! O da man vurdi!!”
    - “ Ula, Cincilo! Utanmesen, nenen yaşındakine, “yahşi ederem” diyesen! Kaybol! kaybol! Ayıptır ula!!
    - “ Komşu, göresen, Allâhsen, bu zamane uşahlarını?!”
    - “ Sen üzme canın, o şimdi eve gelir, onunkini one diyerem!”
    - “ Sağolasın!”
    (1) Kıjavij : Bağırtı, çığlık
    (2) Bala : Küçük çocuk
    (3) Çağa : Küçük çocuk ile delikanlı arası
    (4) Yahşi ederim : İyi ederim (canıma değsin)!


    * * *


    Bitlis’te bir mahalle:


    Ev halkı toplanmış, kırtlama çay içip, televizyon seyrediyorlar. TRT, Azerbeycan TV’den naklen yayın yapıyor. Bir yaşlı kadın, Bitlis “avazı” ile, bağıra bağıra konuşuyor:


    “Kominizm zamanında bize dediler ki, Azerbaycan, dünyada bırincidir, bırinci! Biz de inandıh! Kominizm kalktı, bi de, ne bahtıh? Biz, hammısının(1) götünde(2) kalmışız!”


    Sözlerini duyar, duymaz, hepsi birden yüksek sesle güldüler. Evin oğulları, “Ula, bu ne iştü!” diye birbirlerine baktılar.


    Büyük ağabey : “Allâhvekil, diyesen gıra, Bitlis’lidür, bu avrat! Aynı bizim gibi, konuşe!..” Demek ki, bizim dilimiz aynidür, he!??


    Ortanca oğlan: “Vallâh, hoşume gitti! Avrat, özüne çoh doğaldı! Hama(3), içinden, ne gelirse konuştu!” dedi. Azeri şivesi ile konuşmaya, pür dikkat kesildiler…


    Hepsi akrabalarını görmüş gibi, bir hoş olmuştu!


    (1) Hammısı : Hepsi
    (2) Götünde : Arkasında
    (3) Hama : Hemen

      
    * * *

     Çerçinin eşeği, mahalleye girince, çocuklar, “Çerçi geldi! Çerçi geldi!!” diye hep beraber koştular. Evlerinden çıkan, birer, ikişerli kadınlar, çerçinin eşeğine yöneldiler.


    Çerçi bohçalarını, küçük, tahta sandığını açtı. Eşek alışmıştı. Miskin, miskin duruyordu. Çocukların şamatasına aldırmadı. Arada bir boynundaki “zingilav”ı (1) sallayıp durdu. Zingilav sesi kadınların toplanması demekti.


    Yan poğandan, Nahide Abla, kız kardeşine seslendi:


    - “ Kız, Canano, hele get! Çerçi gelmiş, dur, san para verem, biraz kirsan (2) al, özan(3) da bir şeyler al! Kuka, muka istiyedin!!”
    Canan, bir müddet, komşu kadınlarının, çerçinin sergilediği mallarını seçmesini seyretti. Zahide Teyze’nin, kuruş kuruş pazarlık etmesine hayretle baktı. Çerçi, Bitlis’li olmadığından, kadınlar daha serbest ve rahat davranıyorlardı. Altın dişleri ile, ter içerisinde kalan çerçi, Alimallâh, bu kadınlarla baş edemiyordu. Veresiye bile yapıyor, kirli buruşuk defterine, kargacık burgacık notlar alıyordu. Önce kendi kukalarını seçti. Ablasının kirşanını aldı. Kendisi, bekâr olduğundan henüz onu kullanamazdı!


    Kirşanı ablasına getirdiğinde, ablası:


    “ Yüz alancı Aro, yarın gelé!” diyerek, kirşanın sebebini izah etti! Canan, kendi kukalarıyla meşguldü. Çeyizini tamamlamaya az kalmıştı.


    “ Yüz alancı Aro”, Bitlis kadınlarının, makyaj uzmanı, manikürcüsü idi. Akıllı, marifetli kadındı. Hangi, mahalleye, hangi kadına gideceğini iyi biliyordu. Kadınların randevu günlerini ezbere biliyordu. Evlerden birine gittiğinde, kadınları bir telâş alır, o komşuda toplanırlardı. Kadınlar, kaş, göz işaretleri ile, daha fazla kıllı olanları çekiştirirlerdi! Kimi kadınlar, diğerlerine göre, daha, “pala”idi. “Pala” kadınlar hamamda sıkıntı çekerler, oralarını, buralarını peştemalle gizlerlerdi!


    (1) Zingilav : Hayvanlara takılan çan
    (2) Kirşan : Kadınların yüz kıllarını almak için kullandıkları madde.
    (3) Özan: Kendine

     


    Bu makale 2285 kez okundu
    YORUM YAZ, SEN DE GÖRÜŞÜNÜ BİLDİR
  • Yükleniyor...
    Yorumlar (3) Tıklayarak Yorumları Okuyabilirsiniz
    Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
    YAZARLAR Tümü
    Serdar Durer 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
    Necmi Yelkikanat Gözyaşları, güçlü bir isteğin oklarıdır…
    Av. Kadir KÖSTEKÇİ Hukuk Devletinden Yargıçlar Devletine (1)
    Şerif Kızıltaş SİYASETİN GERÇEK YÜZÜ
    Prof. Dr. Ahmet Ruhi Mermut ÖZGEÇMİŞ
    Mehmet Sait Durer Yumurta Beyinliler
    Faruk Okuyucu Türkiye'de Deprem Gerçeği
    Faik Tarımcıoğlu Poğan Söyleşileri
    Prof.Dr. Abdulkadir Işık Her Konuda Toplumsal Uzlaşma: Muhafazakar İstekler Laik Kaygılar
    Cahit Zülfikar İnanç Turizm Altın Üçgeni
    Azmi Gündoğdu Tarihten Geleceğe: Bir Bitlis Projesi
    Prof. Dr. Kenan Arınç ÖZGEÇMİŞ
    GAZETE MANŞETLERİ
    SON DAKİKA
  • Bitlis'te Gülen Hoca Efendinin Kürtçe
  • Tatvan'da Tuzda Tavuk Yemeğine Büyük İlgi
  • Bitlis Belediyesi Sesimize Kulak Verdi
  • Proje Hazırlama Kursu Tamamlandı
  • Yıldırım Nine ve Torununu Vurdu
  • Öğretmenler Arası Futbol Turnuvası Sona Erdi
  • Fevzi Taşdemir Göreve Başladı
  • Salcano Adilcevaz Dağ Bisikleti Yarışları
  • Servet Zülfikar Bitlis Tv'nin Konuğu Olacak
  • SON DAKİKA!!! Tatvan'da PKK'ya Ait 3 Sığınak
  • SON DAKİKA!!! 7. Kattan Düştü Burnu Bile
  • Suya Düşen Telefona Pirinç Tedavisi
  • Heyelan Sebebiyle Kapanan Köy Yolları 3 Gün
  • Beşminare Akademi Yönetiminden İşkur
  • Fünyeyle Patlatılan Çantadan Giysi Çıktı
  • Bitlis'li Öğrenciler Usta Mehterancıları
  • Bitlis'te Nisan Ayında Karla Mücadele Sürüyor
  • 2. Bitlis Kent Kurultayına Çağrı
  • Toplu Sözleşme Memur-Sen’in Zaferidir
  • Beşminare Akademi Aylık Olağan Toplantısını
  • FOTO GALERİ Tümü

    • Canlı kalkanlara saldırı: 2 ağır yaralı

    • Çığlık Atıyorlar: Donuyoruz!

    • Profesyonel fotoğrafçılar Ahlat'ı dünyaya tanıtıyo

    • Adilcevaz'da Kot Atölyesi Faaliyete Başlayacak

    • Nurs Bediüzzaman Mevlidi Yapıldı

    • Tatvan Okullarına Sıcak Asfalt

    • Yılmaz Güney

    • Van Gölünün Gemileri

    • Spor Yazarı Serdar DURER Spor Konferansı

    • Demete Linç Girişimi

    • Bitlis Belediyesinden Toki bölgesine 2000 tonluk…

    • Halı kenarına tutunan bir baba oğul…
    ÖZEL HABER
  • Bitlis Belediyesi Sesimize Kulak Verdi
  • Proje Hazırlama Kursu Tamamlandı
  • Yıldırım Nine ve Torununu Vurdu
  • Öğretmenler Arası Futbol Turnuvası Sona Erdi
  • Fevzi Taşdemir Göreve Başladı
  • Salcano Adilcevaz Dağ Bisikleti Yarışları Sona Erdi
  • Servet Zülfikar Bitlis Tv'nin Konuğu Olacak
  • 2. Bitlis Kent Kurultayına Çağrı
  • Toplu Sözleşme Memur-Sen’in Zaferidir
  • Beşminare Akademi Aylık Olağan Toplantısını Gerçekleştirdi
  • HAVA DURUMU
    ANKET
    Anket Sonucu Tümü

    Tatvan Belediyesinin 2011 Çalışmalarını nasıl buldunuz ?

    VİDEO GALERİ Tümü

    • Kültürlü Olan Kazanır !

    • 'Darbe' 31 Yaşında

    • Van İçin Yeni Şeyler Söylemek Lazım...

    • Bitlis'te Mobeselere Takılan Görüntüler

    • Bitlis Yemekleri

    • Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu'nun desteklediği…

    • 60'lı yıllarda Bitlis Folklor Ekibi

    • Kürtçe Çanakkale Destanı

    • Ne Güzeldir Bitlis Tatvan - Gürhan ÖTÜN

    • "Canlı Kalkan" Orantılı Güce Dayanamadı

    • Vanda Ermeni Ayini Yapılıyor.

    • TSK'dan Hava Saldırısı
    NAMAZ VAKİTLERİ
    ARŞİV
    Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Künye | İletişim | Sitene Ekle | Reklam| RSS 2.0 2012 © Copyright © Bitlishaber.net

    Yazılım: Haber-Sistemi