Bugün: 18 Mayıs 2012 Cuma
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Künye
Yeni Üyelik Üye Girişi
  • Ana Sayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Seri İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Tüm Yazarlar
  • İletişim
  • SON DAKİKA
    Tatvan'da Kış Manzaraları Sunumu
    Kürtçe Kitaplara Yoğun İlgi Gösteriliyor
    Düşen Kayalar Vatandaşı Korkutuyor
    Maşuk Ustadan Tuzda Tavuk Yemeği

    Kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim“ (9 eylül 1984 - ∞ )

    Bugün Yılmaz Güney'in ölüm yıl dönümü (9 eylül 1984)

    09 Eylül 2011 Cuma 13:17
    Tweet
    Yılmaz Güney


    Oyuncuların değil, bir yönetmenin kitlelerce benimsenmesi belki de Türk sinema tarihinde bir ilki oluşturur. Yılmaz Güney. Sinema yönetmeni, senarist, yazar ve aynı zamanda bir aktör. Günümüz yönetmenlerinin birçoğunun sinema anlayışına yön veren Yılmaz Güney, zamanın siyasi çalkantıları sırasında pek çok kez soruşturma geçirmiş ve hapse düşmüş ancak o mesleğini parmaklıkların ardında da olsa sürdürmeye devam etmiştir.

    oyadı Pütün olan Yılmaz Güney, 1 Nisan 1937'de Adana'nın Yenice köyünde doğdu, 9 Eylül 1984'te Paris'te öldü. Bir işçi ailesinin yedi çocuğundan biriydi. İlk ve ortaöğrenimini Adana'da tamamladı. Öğrenimi sırasında ailesinin maddi zorlukları yüzünden pamuk işçiliğinden, gazoz ve simit satmaya kadar birçok işte çalışmak zorunda kaldı. Ardından Kemal Film ve And Film şirketlerinin bölge temsilciklerinde çalıştı. Aynı zamanda öyküler yazıyor, edebi birikimini artıyordu. Ankara Hukuk Fakültesi'nde okurken yönetmen Atıf Yılmaz ile tanışması da mesleğinde ilerlemesi açısından önemli bir basamağı oluşturur. Atıf Yılmaz'ın desteğiyle sinema çalışmalarına da başlar.
    1959 yılında Atıf Yılmaz tarafından çekilen Bu Vatanın Çocukları ve Alageyik filmlerinin senaryolarını yazar ve aynı zamanda oyuncu olarak katkıda bulunur. Karacaoğlan'ın Karasevdası'nda da yönetmen yardımcılığına kadar yükselir. Yeni Ufuklar ve On Üç gibi dergilere de öyküler yazan Güney, bir öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yargılanır ve 1961 yılında bir buçuk yıl hapis cezasına mahkum olur.

    İki yıl sonra kaldığı yerden işe devam eder. Daha çok ikinci sınıf serüven filmleriyle haşır neşir olur. Bu filmlerde karşımıza çıkan Anadolu çocuğu karakterinin ezilen, hor görülen ancak suskun kalmayı kabul etmeyen, baskıcı otoriteye direnen yapısı, bu tiplerle kendini özdeşleştiren kesim tarafından kolayca sevilir. Güney'e Çirkin Kral lakabının yapıştırıldığı bu dönemde (bize kalırsa çok haksız bir yakıştırma), öyküsünü kendisinin yazdığı ve Lütfi Akad'ın yönettiği Hudutların Kanunu adlı filmdeki doğal ve abartısız oyunculuğu gerçeklikten son derece uzak Yeşilçam sinemasında da bir farklılaşmanın başladığının göstergesidir.
    Gerçek anlamda ilk kez 1967'de yönetmen koltuğuna oturan Yılmaz Güney, 1968 yılında önemli sayılabilecek ilk filmi Seyyit Han'ı çeker. Doğu topraklarındaki bir sevda öyküsünü anlatan bu film, üslubu açısından olumlu tepkiler alır. Hemen ardından Aç Kurtlar ve Bir Çirkin Adam'ı çeker. 1970'e gelindiğindeyse Türk sinemasında önemli bir yere sahip olan Umut adlı film seyirciyle buluşur.
    Umut', eski faytonu, gücü dermanı kalmamış atıyla nüfusu kalabalık ailesini geçindirmeye çalışan, ağır yaşam koşullarının zorlamasıyla giderek çıkmaza giren, bir trafik kazasında atını kaybettikten sonra önce faytonunu, başarısız bir soygun denemesinin ardından da elinde neyi varsa satan, sonra da define aramaya koyulan Cabbar'ın öyküsünü anlatır. Güney'in kendi yaşamından da izler taşıyan bu film, öykünün durduğu yer ve anlatımının gerçekçiliği bakımından çizgisini hemen belli eder. Adana Altın Koza Film Şenliği'nde en iyi film seçilen, sansür kurulu tarafından yasaklanması ertesinde Danıştay kararınca gösterime giren Umut', burada olduğu kadar, yurtdışında da ilgiyle karşılanır.
    1971 yılında üç filminin birden (Ağıt, Acı ve Umutsuzlar) Adana Altın Koza Film şenliğinde dereceye girmesi böyle bir şeyin ilk olması bakımından şaşırtıcıdır, ancak onun yeteneğini bilenler için tam tersidir.
    1972 yılında siyasi olaylara karıştığı gerekçesiyle tutuklu kalan Güney, Boynu Bükükler adlı romanını yeniden yazıp Boynu Bükük Öldüler adıyla yayımlar. Kitap, 1972 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazanır.
    Tutukluk döneminin bitmesi sonrasında, 1974'te bir başyapıt sayılan Arkadaş'ı çeker. Birbirinden uzak düşen iki üniversite öğrencisinin, aralarındaki toplumsal uçurumların farkına varmaları ve ilişkilerinin giderek zayıflamasının anlatıldığı film, ülkemizdeki kültür şoku'nun da bir belgesi gibidir. Yılmaz Güney'in Adana'da Endişe adlı filmi çekerken karıştığı bir olay sırasında bir yargıcı vurarak öldürmesi uzun bir hapishane hayatının başlangıcı olacaktır.
    Yine de o sinemadan kopamaz. Senaryolar yazmaya, üretmeye ve hep üretmeye devam eder. Senaryolarından biri Zeki Ökten tarafından Sürü adıyla sinemaya aktarılır ve bu film, yurtiçinde ve yurtdışında birçok ödül alır. Ökten'in çektiği Düşman'ın ardından Gören'in kamera karşısına geçtiği Yol gelir.
    1981'de cezaevinden yurtdışına kaçmayı başaran Yılmaz Güney, Yol'u yeniden çeker ve film bu kez 1982 Cannes Film Şenliği'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın Missing'iyle paylaşır. Yılmaz Güney yurda dönme çağrılarına uymaması sebebiyle 1983'te Türk yurttaşlığından çıkarılır. Aynı yıl Fransa'da Le mur (Duvar) adlı filmi çeker, ancak film pek ilgi görmez. Ve ertesi yıl kanser nedeniyle yaşama veda eder.

    Yılmaz Güney, senaryosundan kurgusuna kadar sinemada yetkin olmayı beceren ender yönetmenlerden biridir. Sürekli farklılık arayışı içinde olması, yapıtlarındaki şiirsellik ve zengin görsellik onu ayrıcalıklı kılan yanlarıdır. Lütfi Akad'ın özgün bir anlayış getirdiği Türk sineması Yılmaz Güney'in filmleriyle yeni bir aşama kaydetmiştir. Detay zenginliğine sahip, realist, olanakları en uygun biçimde kullanan ve toplumsal olayları özümseyen filmlerdir bunlar. Yılmaz Güney sineması sinemacılar kuşağı' olarak bilinen genç kuşak yönetmenleri de yönlendirmeyi başarmıştır. Onunla başlayan ve Yeni Sinema' olarak adlandırılan bu dönemde Türk sineması dünyaya açılma olanağı bulmuş, onu takip eden genç yönetmenler yurtdışında kayda değer başarılar elde etmişlerdir. Yapıtlarıyla gerek yurtiçi gerekse yurtdışında birçok ödül kazanan Yılmaz Güney, sanatın diğer dallarında verdiği eserleriyle de pek çok kitlenin gönlünde önemli bir yere sahiptir.
    Yılmaz Güney'in Eserleri:
    Rol Aldığı Filmler: Tütün Zamanı, 1959 - Dolandırıcılar Şahı, 1961 Kara Şahin, 1964 Mor Defter, 1964 On Korkusuz Adam, 1964 Yaralı Kartal, 1965 Beyaz Atlı Adam, 1965 Ben Öldükçe Yaşarım, 1965 Sokakta Kan Vardı, 1965 Çirkin Kral, 1966 Hudutların Kanunu, 1966 Ve Silahlara Veda, 1966 Yiğit Yaralı Olur, 1966 Balatlı Arif, 1967 - İnce Cumali, 1967 Kızılırmak Karakoyun, 1967 Kozanoğlu, 1967, Kurbanlık Katil, 1967 Azrail Benim, 1968 Kurşunların Kanunu, 1969 Zeyno, 1970 Namus ve Silah, 1971 Sahtekar, 1972. Senaryosunu Yazıp Yönettiği Filmler: Bu Vatanın Çocukları, 1959 Alageyik, 1959 Kamalı Zeybek, 1964 Konyakçı, 1965 Krallar Kralı, 1965 At, Avrat, Silah, 1966 Eşrefpaşalı, 1966 Çirkin Kral Affetmez, 1967 Belanın Yedi Türlüsü, 1969 Piyade Osman, 1970 Sevgili Muhafızım, 1970 Şeytan Kayalıkları, 1970 İbret, 1971. Senaryosunu Yazdığı Filmler: Karacaoğlan'ın Karasevdası, 1959 Endişe, 1974 İzin, 1975 Bir Gün Mutlaka, 1975 Sürü, 1978 Düşman, 1979 Yol, 1982. Senaryosunu Yazdığı, Yönettiği ve Oynadığı Filmler: Bendim Adım Kerim, 1967 Pire Nuri, 1968 Seyit Han, 1968 Aç Kurtlar, 1969 - Bir Çirkin Adam, 1969 Umut, 1970 Kaçaklar, 1971 Vurguncular, 1971 Yarın Son Gündür, 1971 Umutsuzlar, 1971 Acı, 1971 Ağıt, 1971 Baba, 1971 Arkadaş, 1974 - Zavallılar, 1975. Senaryosunu Yazdığı ve Yönettiği Film: Le Mur, 1983. Kitapları: Boynu Bükük Öldüler, 1971 Hücrem, 1975 Salpa, 1975 Sanık, 1975 Selimiye Mektupları, 1975 Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz, 1977 Seçimlerde CHP Neden Desteklenmelidir?, 1977 Faşizm Üzerine, 1979 Paris Komünü Üzerine, 1979, Oğluma Hikayeler, 1979.




    Yılmaz Güney'in Pere Lachaise Mezarlığı'ndaki mezarı.


    Şiirleri :

    ARKADAŞ
    Olmasın o ta içten
    Gülen gözlerde yaş
    Bir gün gelip ayrılsak da
    Seninle arkadaş
    Bir kıvılcım düşer önce
    Büyür yavaş yavaş
    Bir bakarsın volkan olmuş
    Yanmışsın arkadaş
    Dolduramaz boşluğunu
    Ne ana ne kardaş
    Bu en güzel bu en sıcak
    Duygudur arkadaş
    Ortak olmak her sevince
    Her derde kedere
    Ve yürümek ömür boyu
    Beraberce el ele
    Olmayacak o ta içten
    Gülen gözlerde yaş
    Bir gun gelir ayrılsak da
    Seninle arkadaş
    KENDİM İÇİN YAŞAMIYORUM
    hayatı kendim için yaşamıyorum. ve korkmuyorum
    hiç birşeyden. başıma gelecekleri de biliyorum.
    herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.
    Yarın bizim çünkü...
    BİR GÜN
    Hangi zorluğu
    yenmemiş insanoğlu.
    Hele taşıyorsa içinde
    bu insanca sevgiyi.
    Güzel günler
    zorlu duraklardan
    geçer sevdiğim.
    Damla damla
    birikiyor insan.
    Damla damla sevgili...
    Bir gün
    akıp gideceğiz hayata.
    Duvarlar yıkılacak,
    açılacak bütün kapılar
    bilesin.
    Benim yüreğim
    sensin şimdi
    seni vurur durur...
    Ve yine damla damla
    çoğalıyorsun içimde.
    KÖPRÜ
    Sevgili
    yetmiyor 'sevgili' sözü
    tek başına. Karşılamıyor
    içimi dolduran duyguyu.
    Oysa ben 'sevgili'
    derken neler
    düşünüyorum bilsen.
    Sonsuz, bir güneş
    bir yudum rakı
    çiçeğe durmuş ince bir
    bahar dalı
    oğlumun sıcak yanağı
    anamın acılı gözleri
    babamın tütün kokan eli
    evimizdeki kuş
    yarının güzel günleri.
    Anlatılması güç binlerce
    duygu ve sen...
    İşte sen
    beni hayata bağlayan
    en güzel köprüsün;
    köprülerin en güzelisin.
    Sevgilim... Güzelim...
    İnsanı yaşatan
    içimizdeki hayat böceğidir.
    O ölürse
    hayatımızın da tadı biter.
    O sakın ölmesin
    yaşat onu.
    CANIM
    Canım, sevdiğim, yüreğim
    Bu duvarlar bizi ayırmaya yetmez bilesin
    Bu kapılar, bu demir parmaklıklar hava inan
    Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü
    Bazen bir serçe kadar güçsüzsem bir nedeni vardır
    hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu
    Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi
    BU ALEMDE KRAL TANIMAM
    Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlüğü yaşadın mı
    Bir garibanın elinden tutup da hiç kadere rest çektin mi
    Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdın mı
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
    Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
    Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerle dans ederken
    Ben hergün azraille dans ediyordum
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
    Sen sıcak yatağında rahat uyurken
    Ben ise parçalanmış vücudumun acısıyla mahkeme duvarlarına
    Yaslanmış, gelmeyi bilmeyen karanlığı bekliyordum
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
    İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa
    Ben de seni o kadar çok seviyorum...
    Aşıma katmadım haram, güzel çirkin aramam
    Yanlış yapanı tanımam... Bu senin için de geçerlidir gülüm
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam...
    Canim, Sevdigim, Yüregim...
    Bu duvarlar yetmiyor bizi ayirmaya bilesin...
    Bu parmakliklar, bu demir kapilar, bu hava, inan...
    Bazen bir yumrukta yikacak kadar güçlü,
    Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardir...
    Hangi zorlugu yenmemis insanoglu.
    Hele tasiyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
    Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdigim.
    Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
    Bir gün akip gidecegiz hayata...
    Duvarlar yikilacak, açilacak bütün kapilar bilesin.
    Benim yüregim sensin simdi, seni vurur durur...
    Ve yine damla damla çogaliyorsun içimde.
    Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı
    Eskiden bilmezdim yalnizligi
    Bir agaç nasil yalniz degilse ormaninda
    Bir çiçek kendi dalinda
    Eskiden bilmezdim yalnizligi
    Yalnizligin içinde
    Simdi yalniz, yalniz miyim
    Kopuk muyum dalimdan
    Uzaginda mi kaldim ormanin
    Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi
    Hayat bize mutlu olma sansi
    vermedi
    Biz kendimizden baska
    Herkesin üzüntüsünü
    Üzüntümüz,
    Acisini acimiz yaptik.
    Çünkü Dünya'nin öbür ucunda,
    Hiç tanimadigimiz bir insanin
    Gözyasi bile içimizi parçaladi...
    Kedilere agladik
    Kuslarin yasini tuttuk.
    Yüregimizin yufkaligi
    Kimi zaman hayat karsisinda
    Bizi zayif yapti.
    Aslinda ne güzel seydir
    Insanin insana yanmasi
    Sevgili...
    Ne güzeldir bilmedigin birinin
    derdine üzülmek ve çare aramak.
    Ben bütün hayatimda hep
    Üzüldüm, hep yandim..
    Yasamak ne güzeldir be sevgili
    Sevinerek, severek, sevilerek,
    Düsünerek...
    ve o vazgeçilmez sancilarini
    Duyarak hayatin

    Anahtar Kelimeler: Yılmaz,Güney,Yılmaz Güney,ölüm Yıl Dönümü
    Okunma: 4581
  • Kürt asıllı, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biriyim“ (9 eylül 1984 - ∞ ) - HABERİNE YORUM GÖNDER
    Habere Gelen Yorum Sayısı 2 (Yorumları Aç / Kapa)

    sanatçıabdullah, 9 ay önce yorumladı

    iyi bir santçı olduğundan şüphemiz yok ama suç işlemek yerine örnek bir hayatı olsaydı keşke

    Kral geldi kral gittiZeus, 9 ay önce yorumladı

    Çok iyi haber yaa ruhu şad olsun çirkğin hayata kral geldi kral gitti

    İLGİLİ HABERLER
  • Bitlis'li Öğrenciler Usta Mehterancıları Aratmadılar
  • Altın İşlemeli Ahlat Bastonu İlgi Görüyor
  • Ankara'da ki Bitlisli Bayanlar Bir Araya Geldiler
  • Köşe Yazarımız Mehmet Sait Bey'e Mutluluklar Dileriz
  • Halk Sanatçısı Burhan Küsem
  • 20. yılında MKM'den büyük kutlama
  • Tavan Belediyesi Anketimize Katılın
  • Doğu Anadolu Fuarı Hazırlıkları Başladı
  • Bitlis Zübeyde Hanım İlköğretim Okulundan Şiir
  • Memleketimden Selam var Bitlis Gecesi
  • Van Gölünün Gemileri
  • İlgili Haberler
    Bitlis'li Öğrenciler Usta Mehterancıları Aratmadılar…
    Bitlis'in Tatvan İlçe Kaymakamlığı ile Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin…
    Altın İşlemeli Ahlat Bastonu İlgi Görüyor
    Ahlat ilçesinde altın kullanılarak yapılan tezhip işlemeli bastonlar,…
    Ankara'da ki Bitlisli Bayanlar Bir Araya Geldiler
    Bayan hemşerilerimiz 13 Mart Salı akşamı TRT Müzik Kanalındaki ‘’Akşam…
    Köşe Yazarımız Mehmet Sait Bey'e Mutluluklar Dileriz
    Eski Genel Yayın Yönetmenimiz ve hala internet gazetemizde Köşe Yazarlığımıza…
    Halk Sanatçısı Burhan Küsem
    Müzikle tanışmam öncelikle maddi zorluklardan dolayı ve sesimin de…
    20. yılında MKM'den büyük kutlama
    Mezopotamya Kültür Merkezi’nin (MKM) 1991 yılında başlayan kültür…
    Tavan Belediyesi Anketimize Katılın
    " Tatvan Belediyesinin 2011 Çalışmalarını nasıl buldunuz ? " anketimize…
    Doğu Anadolu Fuarı Hazırlıkları Başladı
    Tatvan Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenecek olan "43. Tatvan…
    Bitlis Zübeyde Hanım İlköğretim Okulundan Şiir…
    Bitlis Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu Bitlis Kültür Merkezinde…
    Memleketimden Selam var Bitlis Gecesi
    Vedat Dalokay Kokteyl salonunda yapılan yemekli geceye, eski Bakanlar,…
    Van Gölünün Gemileri
    1942 yılında yaşama gözlerini denizci bir ailede gözlerini açan…
    YAZARLAR Tümü
    Serdar Durer 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
    Necmi Yelkikanat Gözyaşları, güçlü bir isteğin oklarıdır…
    Av. Kadir KÖSTEKÇİ Hukuk Devletinden Yargıçlar Devletine (1)
    Şerif Kızıltaş SİYASETİN GERÇEK YÜZÜ
    Prof. Dr. Ahmet Ruhi Mermut ÖZGEÇMİŞ
    Mehmet Sait Durer Yumurta Beyinliler
    Faruk Okuyucu Türkiye'de Deprem Gerçeği
    Faik Tarımcıoğlu Poğan Söyleşileri
    Prof.Dr. Abdulkadir Işık Her Konuda Toplumsal Uzlaşma: Muhafazakar İstekler Laik Kaygılar
    Cahit Zülfikar İnanç Turizm Altın Üçgeni
    Azmi Gündoğdu Tarihten Geleceğe: Bir Bitlis Projesi
    Prof. Dr. Kenan Arınç ÖZGEÇMİŞ
    GAZETE MANŞETLERİ
    SON DAKİKA
  • Bitlis'te Gülen Hoca Efendinin Kürtçe
  • Tatvan'da Tuzda Tavuk Yemeğine Büyük İlgi
  • Bitlis Belediyesi Sesimize Kulak Verdi
  • Proje Hazırlama Kursu Tamamlandı
  • Yıldırım Nine ve Torununu Vurdu
  • Öğretmenler Arası Futbol Turnuvası Sona Erdi
  • Fevzi Taşdemir Göreve Başladı
  • Salcano Adilcevaz Dağ Bisikleti Yarışları
  • Servet Zülfikar Bitlis Tv'nin Konuğu Olacak
  • SON DAKİKA!!! Tatvan'da PKK'ya Ait 3 Sığınak
  • SON DAKİKA!!! 7. Kattan Düştü Burnu Bile
  • Suya Düşen Telefona Pirinç Tedavisi
  • Heyelan Sebebiyle Kapanan Köy Yolları 3 Gün
  • Beşminare Akademi Yönetiminden İşkur
  • Fünyeyle Patlatılan Çantadan Giysi Çıktı
  • Bitlis'li Öğrenciler Usta Mehterancıları
  • Bitlis'te Nisan Ayında Karla Mücadele Sürüyor
  • 2. Bitlis Kent Kurultayına Çağrı
  • Toplu Sözleşme Memur-Sen’in Zaferidir
  • Beşminare Akademi Aylık Olağan Toplantısını
  • FOTO GALERİ Tümü

    • Nurs Bediüzzaman Mevlidi Yapıldı

    • 2010 Van Akdamar Ermeni Ayini

    • Adilcevaz'da Kot Atölyesi Faaliyete Başlayacak

    • 'Darbe' 31 Yaşında

    • Yılmaz Güney

    • Halı kenarına tutunan bir baba oğul…

    • Tatvan

    • Adilcevaz'da Kot Atölyesi Faaliyete Başlayacak

    • Canlı kalkanlara saldırı: 2 ağır yaralı

    • Spor Yazarı Serdar DURER Spor Konferansı

    • MKM 20. YIL

    • Çığlık Atıyorlar: Donuyoruz!
    ÖZEL HABER
  • Bitlis Belediyesi Sesimize Kulak Verdi
  • Proje Hazırlama Kursu Tamamlandı
  • Yıldırım Nine ve Torununu Vurdu
  • Öğretmenler Arası Futbol Turnuvası Sona Erdi
  • Fevzi Taşdemir Göreve Başladı
  • Salcano Adilcevaz Dağ Bisikleti Yarışları Sona Erdi
  • Servet Zülfikar Bitlis Tv'nin Konuğu Olacak
  • 2. Bitlis Kent Kurultayına Çağrı
  • Toplu Sözleşme Memur-Sen’in Zaferidir
  • Beşminare Akademi Aylık Olağan Toplantısını Gerçekleştirdi
  • HAVA DURUMU
    ANKET
    Anket Sonucu Tümü

    Tatvan Belediyesinin 2011 Çalışmalarını nasıl buldunuz ?

    VİDEO GALERİ Tümü

    • 'Darbe' 31 Yaşında

    • Kültürlü Olan Kazanır !

    • Van İçin Yeni Şeyler Söylemek Lazım...

    • Bitlis'te Mobeselere Takılan Görüntüler

    • Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu'nun desteklediği…

    • Vanda Ermeni Ayini Yapılıyor.

    • "Canlı Kalkan" Orantılı Güce Dayanamadı

    • Ne Güzeldir Bitlis Tatvan - Gürhan ÖTÜN

    • Kürtçe Çanakkale Destanı

    • Bitlis Yemekleri

    • TSK'dan Hava Saldırısı

    • 60'lı yıllarda Bitlis Folklor Ekibi
    NAMAZ VAKİTLERİ
    ARŞİV
    Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Künye | İletişim | Sitene Ekle | Reklam| RSS 2.0 2012 © Copyright © Bitlishaber.net

    Yazılım: Haber-Sistemi