|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kış Manzaraları Sunumu
Kürtçe Kitaplara Yoğun İlgi Gösteriliyor
Düşen Kayalar Vatandaşı Korkutuyor
Maşuk Ustadan Tuzda Tavuk Yemeği
Her Konuda Toplumsal Uzlaşma: Muhafazakar İstekler Laik Kaygılar
Prof.Dr. Abdulkadir Işık aisik@bitlishaber.net
HER KONUDA TOPLUMSAL UZLAŞMA: MUHAFAZAKAR İSTEKLER LAİK KAYGILAR Ülkemizde çoğu zaman birilerinin ak dediğine diğerleri kesinlikle kara demekte, bu da olayların aslında sağlıklı değerlendirilmediğinin işaretlerinden biri. Günlük yaşamımızda bu keskin sınırlar bize çok zarar vermeyebilir belki ama söz konusu ülke yönetimi ve siyaset olunca bu sorun kafalarda ciddi şüphelere yol açabilir. Siyasetin temel taşlarından biri ise uzlaşma ve uzlaşma kültürüdür. Bu noktada önemli olan konu toplumun birbirini çok iyi anlamasından geçer. Ne yazık ki Tanzimattan bu yana toplum ve devlet birbirine yabancılaştırılmıştır. Yabancılaşma problemi ekonomiden siyasetten daha önemli bir konudur Türk toplumu için. Yabancılaşma uzlaşmazlık demektir. Toplumun bir birini, devletin de toplumu anlamaması demektir. Uzlaşmazlık problemi olduğunda bundan en çok zarar görecek ise toplumun gelir ve kültür açısından en zayıf kimseleri olacaktır. Elit ve sistemi elinde tutan güçler uzlaşmazlıktan daha çok fayda elde ederler ama uzlaşma olsa da çok şey kaybetmezler. Yıllardır, silahlı kuvvetlerden resen emekli edilenlerden tutalım da başörtüsü mağdurlarına kadar bu şekilde sistem tarafından mağdur edilmiş bir çok kesim söz konusudur. Burada empati yapıp olaya şöyle de bakmak gerekir ya bir gün aynı muamele karşı tarafa yapılırsa durum ne olur işte o zaman şapkayı herkesin önüne koyup düşünmesi lazım değil mi. Askerden resen emekli edilmedikçe yapılanları anlamak mümkün olmaz, suçsuz yere yargılanmadan, mahkum edilmeden olayın vehameti anlaşılmaz, yakınlarınızdan biri infaz edilmezse infaz edilenlerin durumunu nasıl anlayacaksınız, trafik kazasında biz ya da bir yakınımız zarar görmedikçe hepimiz vah vahlarla durumu savuşturmuyor muyuz Kesinlikle iğnenin ucu bize dokunmadıkça sorunumuz olmuyor ama dokununca da can havliyle bağırmaya başlıyoruz ya da başlıyorlar bunun yerine mağdur edilmiş olanların hak ve taleplerine neden cevap vermiyoruz, mağdur edilmemiş olanlar şüphe üzerine kurdukları kaygılarını bile mağduriyet şeklinde ifade ederken neden birbirimize bu kadar yabancı kalıyoruz. Kuşkusuz güncel olarak su sorunlara çözüm aranıyor ama burada da toplumun önemli bir kesiminin bu durumları düzeltmek için yetki verdiği iktidara da düşen ekstra görevler var, toplumun her kesimini dinlemek, anlamaya çalışmak, biri sizi eleştirirse sonuna kadar dinlemek, gücü kötüye kullanmamak, iktidar bir gün gidebilir ama kalplerde ki yeriniz asla dolmaz mantığıyla herkesi kucaklamak daha doğru olmaz mı. Türkiye yabancı gözüyle şu anda muhafazakar isteklerle laik kaygılar arasında sıkışmış durumdadır, bunu da izale edecek önemleri almanın ilk yolu mağduriyetlerin giderilmesidir, ancak bundan sonra kaygılar giderilmeye başlanabilir. Bu bağlamda başörtüsü sorunu yine başka bir bahara kaldı, aslında sorun demekte pek doğru değil bugün ülkemizin tamamında başörtüsü kullanan ve kullanmayanların hiç bir yerde birbirleriyle problemi yoktur. Peki sorun nerede o zaman diye sorduğumuzda suni tartışmaların oluşturularak çözümden kaçıldığını gözlemlemekteyiz.
Bu makale 1889 kez okundu Yükleniyor...
|
|