|
SON DAKİKA
Tatvan'da Kış Manzaraları Sunumu
Kürtçe Kitaplara Yoğun İlgi Gösteriliyor
Düşen Kayalar Vatandaşı Korkutuyor
Maşuk Ustadan Tuzda Tavuk Yemeği
Bitlisli Araştırmacı -Yazar Dr.Servet Zülfikar ile Söyleşimiz
Bitlisli Araştırmacı -Yazar Dr.Servet Zülfikar ile bir süreden beri yapmak istediğimiz bu uzun söyleşiyi sizlere sunmak istiyoruz...
Bitlistespor.com: Sayın Zülfikar, bizlere özgeçmişiniz hakkında bilgiler verirmisiniz?
Dr.Servet Zülfikar: 1957 yılında Bitlis Merkez Zeydan mahallesinde üç nesil bir arada yaşadığımız tarihi ünlü ''Sürümlü'' (Sürmeli) evinde doğmuşum. 1963 yılında Kazımpaşa ilkokulunda ilk öğrenim hayatım başladı. Merhum babam H.Fevzi Zülfikar'ın kendi deyimiyle İlk mektep arkadaşı olan ve şimdilerde Tatvan'da yaşayan ''Sn.Hikmet Gültekin Hoca'' ilk öğretmenimdir.1964 yılının Aralık ayında ailece İstanbul’a göç ettik. Uzun yıllar İstanbul'da Fatih'te yaşadık. Hırkai şerif ilkokulu,Oruç gazi Ortaokulu ve Pertevniyal Lisesi'ni bitirdim. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesinden 1982 yılında mezun oldum.Ortaokul, Lise yıllarında başlayan Resim ve Edebiyat tutkuma Türk Halkoyunlarını öğrenme hevesimi de ekleyerek 1978 yılında katıldığım Türk Folklor Kurumunda Halk oyunları oyuncusu ve Milli folklorcu olarak yetiştirildim. Sekiz yıl süreyle bu kutsal ocakta faal aktivist, derleme ve araştırmacı olarak çalıştım. Halen T.F.K'nın daimi üyesiyim.
1986 yılında yapılan yasa değişikliği gereği Türk Tabipler Birliğinden ayrılarak oluşturulan İstanbul Diş hekimleri Odası'nın kuruluş çalışmalarına davet edildim. İ.D.O'nun Basın-yayın, Eğitim komisyonları üyeliği ve Eyüp-Bayrampaşa ilçe temsilciliği görevlerini uzun yıllar sürdürdüm. İ.D.O'nun aktif üyesi olup aynı zamanda meslektaşım olan ve Bitlisli büyük bir aileye mensup olan eşim Dr.Filiz Zülfikar (Kilerci) ile beraber Serbest Dişhekimi olarak meslek yaşamımızı sürdürmekteyiz...
Bitlistespor.com: Sayın Zülfikar, uzunca bir süredir Bitlis kültürünün temel taşlarından olan Bitlis mizahı temelinde halkımızın yaşanmışlığına dair yazdığınız ve birçok platformda yayınlanan yazılarınız kentimizde de büyük bir ilgi ve keyifle izleniyor. Bu derin birikiminizi oluşturan kaynakları ve yazı hayatınızın başlangıç evrelerini anlatırmısınız?
Dr. Servet Zülfikar: Küçük yaşlardan itibaren dost ve aile meclislerinde geçmişe ait bir dolu tarihsel, sosyolojik, filozofik derin sohbetleri büyük bir dikkatle ve keyifle dinleyerek büyüdüm. Tüm bu folklorik verilere ilaveten taşıyıcı olan diğer Bitlisli büyüklerimizin, hemşerilerimizin anlattıklarına, kendi yaşadıklarımı, öğrendiklerimi, okuduklarımı da ekleyerek ve dağarcığımda biriktirip yoğurarak bugünlere getirdim. Geçmişte yaşanmış olan derin Bitlis kültürü, mizahı ve zekasına ait bu enfes güzelliklerimizin ölen çok değerli insanlarla birlikte yok olup gittiğini görünce çok üzülüyordum. Şifahi kaynaklardan bugünlere gelebilen, taşınabilen ve yazılabilen sosyolojik ve folklorik bu verilerden bugünlere kalabilenler çok azdı. İyi ve sağlıklı bir toplayıcı, taşıyıcı ve nakledici olarak Bitlis ve Türk folklorunun bu cephesinde de yer alma kararını aldım. Bu yöndeki çalışmalarıma hız vererek bir yandan da yazılarımı oluşturmaya başladım.
Yazdığım yazıların önemli bir bölümünü '' Yaşanmış Bitlis Mizahı'' temelinde bire bir yaşadıklarıma ve sahici kaynaklarca nakledilen olaylara, dolayısıyla başka yaşanmışlıklara ayırdığım söylenebilir. Burada tarih, isim ve yer adlarını da gerçekçi olarak vererek, trajikomik anı ve anekdotlara, Bitlis'e ait zeka yüklü esprilere, keyifli Bitlis dil ve lehçesini de katarak sunduğum Bitlisin mizahi argo ve jargonuna da özel olarak yer veriyorum. Mekanların Bitlis'te olma zorunluluğu da yoktur, yeter ki yaşananlar hep Bitlislilere ait olsun.Yaşanmamış, gerçek olmayan hiçbir anı ve anekdotun yazılmasının ve edebi olarak kurgulanmasının folklorik anlamda değeri olmayacağını çok iyi biliyorum. Mizahtaki bu yerel lezzetlerimizin ulusal, hatta bazen de evrensel ölçütlerde diğer örneklerle kıyaslanabilecek bir dolu güzelliklere sahip olduğunu da çok iyi biliyorum.
Bitlistespor.com: Sayın Zülfikar, söyleşimizin ana eksenini konuşacağımız Türk folkloru ve özelde de Bitlis folkloru hakkındaki görüşlerinizi dinlemeden önce folklorla ve halkoyunculuğuyla tanışmanızdan başlayarak, bizlere o başlangıç dönemlerinizi anlatırmısınız?
Dr.Servet Zülfikar: İstanbul’da Türk Folklor Kurumu'na yüksek öğrenim yıllarıma denk gelen 1978 yılında katıldığımı, tamamı çok iyi eğitimli, büyük bir bölümü çeşitli üniversitelerde benim gibi okuyan, bir kısmı da üniversitelerimizde akademik kariyer anlamında ihtisas yapan, çok yetenekli insanlardan oluşan yönetici, öğretici, öğrenci ve yetişmiş oyuncu kadrosu olarak sistemimizin iyi oluşturulduğunu hatırlıyorum.Yetkin, bilgili, donanımlı öğretici ve yöneticilerin başında olduğu Türk Folklor Kurumumuz anlatılması ve tarihe not düşülerek hatırlanması gerekli çok güzel çalışmaların hep içinde oldu. Kurumumuza yeni başlayan aday öğrenciler ilk başlangıç dönemlerinde evvelemirde iyi halleri araştırılarak bu durumları referans noktası sayılırdı.Akabinde fiziksel yeterlilik ve müzikal kulak algılaması sınavından geçen adaylar ritme, müziğe ve dans yetilerine hızla kazandırılma yolunda topluca okul çalışmalarına alınırdı. Genel olarak ilk yılda Türkiye’nin dört ayrı tür oyun bölgesinin halk oyunları, müziği, sosyolojik ve kültürel geçmiş altyapıları öğretilerek bunlara ilave olarak ta yıl sonunda teslim alınmak üzere ''derleme ve araştırma'' tezleri hazırlamaları da istenirdi. Teorik ve pratik öğrenme süreçleriyle öğrenci yetiştirilir ve sürekli takip edilirdi. Yıl sonunda başarıyla mezun olan öğrenciler aldıkları diplomalarla ve adına kurumumuzca ''grup çalışmaları'' denilen daha yetkin 2. bir aşamaya geçirilirdi. 2. yıl dönemini de başarıyla geçen bu ustalaşma yolundaki öğrencilere sertifikaları verilerek ''daimi eleman'' kadrosuna alınır ve bu şekilde kurumun yükünü keyifle çekmeye hazır hale getirilirdi. Bu sistem kuruluşunun 45. yılını kutlayan kurumumuzda halen değişmeden devam etmektedir. Güçlü ve başarılı kurumları tanımladığımızda geleneksel değerlerini ve çalışma prensiplerini ödün vermeden taşıyan ve koruyan, sevgi ve saygıya dayalı hiyerarşik teamüllerini, bu anlamdaki öncülüğünü ve misyonunu da bilerek çok güçlü bir şekilde yola devam etmesi Türk Folklor Kurumu'nun çok önemli özellikleri olarak hala dikkat çekmektedir.
Bitlistespor.com: Günümüzün genç folklorcularına o yıllardan vereceğiniz güzel örnekleri dinlemeye devam etmek istiyoruz.
Dr.Servet Zülfikar: Bizler daha iyi yetişebilmek adına o yıllarda tüm öğreticilerimizin önderliğinde daha da çok yörenin oyunlarını otantik tarzda öğrenmek ve sunmak adına yurt içi ve yurt dışı önemli gösteri, festivaller öncesi süreçlerde bazen haftada 2-3 kez, bazen de gece çalışmaları halinde bile bıkmadan, usanmadan büyük bir aşk ve coşkuyla çalışıyorduk. Birlikteliğimizin gelişmesi, arkadaşlıklarımızın pekişmesi bu şekilde kendiliğinden de sağlanıyordu. Ülkenin terörden en fazla can ve mal kaybını yaşadığı o korkunç dönemlerde bu kutsal yuvamız örnek birlik ve beraberliğimizin, kardeşliğimizin siyasetler üstü olarak en üst seviyede yaşandığı yıllar olarak herkesçe çok iyi hatırlanır. Bu ocağa Anadolumuzun birçok yörelerinden gelen insanlar olarak sevgimizi, bilgimizi, rengimizi, heyecanımızı, geleneksel yerel folklorik değerlerimizi katıyor, dönemine göre çok büyük ses getirecek önemli gösterilerle de bu çalışmalarımızı sergileyerek taçlandırıyorduk. Ancak 12 Eylül 1980 darbesi tüm demokratik örgütlenmeleri silindir halinde ezdiği gibi bizim kurumumuzu da sorgusuz ve sualsiz olarak kapatıyor, çalışmalarımızı askıya alıyor, moral değerlerimizi ve kısacası her şeyimizi de darmadağın ediyordu. Üstüne üstlük Türk Folklor Kurumu olan tescilli ismimizin önündeki ''Türk'' ismini iptal ediyor ve sırf bu nedenle Genel Başkanımız dahil tüm yönetim kadromuzu da mahkemeye veriyor, son travmatik darbeyi de bu şekilde vurarak adeta nefes aldığımız bu kültür ocağımızda bizleri kolsuz ve kanatsız bırakıyordu.
Uzun yıllar süren mahkemeler sonucu bu güzel, idealist yönetici ağabeylerimiz birer birer beraat etmesine rağmen ''Türk'' ismini bir daha asla bize iade etmemeleri mizah kitaplarına girebilecek türde bir garabet ve trajikomik bir durum olmuştu. Aslında tarihin çöp sepetine gitmesi gereken bu uygulamalar yeni nesillerin dikkatine sunulması gereken gerçeklerdir. Aradan geçen 30 yıl sonrası bu konuda gelinen aşama geç de olsa lehimize sonuçlanacak gibi de görünmektedir.
Bitlistespor.com: Sayın Zülfikar, ''Bitliste Beş Minare'' adı artık Bitlis'ten çıkmış olup tüm Türkiye'ye mal olmuş olan bu güzel eserin doğuşu, ortaya çıkışı ile ilgili olarak sizin dağarcığınızdaki gerçek bilgileri bir kez de sizin ağzınızdan olmak üzere insanlarımıza ve genç nesillere yaşanan süreç itibariyle nakledebilirmisiniz?
Dr.Servet Zülfikar: Türkiye'de tüm folklor camiasında kısaca ''Kurum'' diye anılan Türk Folklor Kurumumuz yaklaşık 1974 yılından başlayarak uzunca bir dönem TRT'nin siyah beyaz TV yıllarında gerek İstanbul'da, gerekse de Ankara'da hafta sonlarındaki gecelerinde canlı programlara ilk katılan ve tüm folklor derneklerinin de anası olarak kabul edilen bir önemli kuruluştu. Kurumumuz içerisinde ''halkoyunları'' gibi ''halkmüziği'' ve ''geleneksel halk tiyatrosu''nun yani diğer adıyla ''halk temaşa sanatını” icra eden gruplarımızda vardı. 1975 yılında ünlü Türk halk müziği sanatçısı Sn.Mehmet Özbek hocanın müzik şefliğinde icra edilen halk musikisi ve halkoyunları ağırlıklı bir TV programında onun önerisiyle ''Berite'' türü oyunları sergileyen ekiplerimizin sözlü oyunlardan da bazı örnekler vermeleri istenir. Esasen notaları TRT kayıtlarında da olan ve çoğunluğu üstad Sn.Niyazi Ateşli'nin kendinden önceki kuşaktan olan ünlü Defçi Nesibo, Defçi Behiye ve Defçi Gülbeyaz (Dokuzlu)'dan da derlediği ''Dımme, Memmi, Lorke, Hahha ninna, Memyane'' vs. gibi kadın oyunları sözlü olarak da TV 'de canlı yayınlarda oynanır. Ülkede izlenen tek kanal olması hasebiyle çok kişiye ulaşan bu gösterilerimiz oldukça ilgi çeker. Gene bu dönemde ezgisi çok güzel olan bir ''Kürt Berite havası'' Mehmet Özbek hocanın epeyce dikkatini çeker.Nisan 2010' da yaşamını yitiren Bitlisimizin medarı-iftiharı büyük folklorcu Sn.Fatin Eren hocamız biraz da utana sıkıla bu ezgiye daha önceden adapte ettiği, derneğimizdeki ön provalarda sıkça çalışılan ve tamamen Bitlis'e, Bitlislilere ait olan otantik iki kıta Türkçe maniyi oracıkta ezginin içine bir kez daha uygulanmış haliyle Mehmet hocamıza okuyuverir. Ara nağmeler düzeltilir ve meyan bölümünün sözlerine de ilave katkılarla güzelleşen eser, akıcı ve çok duygusal bir hava kazanır. Bitlisimizin çok anlamlı milli tarihinden bazı izlerde taşıyan acı dolu ancak sevda yüklü sözler musiki yardımıyla Kırşehirli ünlü halk ozanımız merhum Muharrem Ertaş üstadın deyimiyle ''havalandırılması'' sonrasında ülke semalarında uçması ve epeyce yol alması da gecikmez. Bitlisimizin adeta milli marşı olan bu eser yaklaşık 1 saat içindeki son rötuşlarla hemen orada Mehmet Özbek hoca tarafından notaya alınır ve TRT repertuarına kazandırılır. Kaderin cilvesi olarak kadim iki büyük Türkmen ve Kürt halkının ortak kültürünün tarihsel bir birlikteliği olarak kendiliğinden orada oluşur. İlk kez TRT stüdyolarında türküsüyle beraber oynanan ''Bitlis’te Beş Minare'' adlı adaptasyon eser çok beğenilir. Ülkede bu eseri okumayan sanatçı, bilmeyen, duymayan kimse de kalmaz. Hatta şunu da iddia edebiliriz ki gerek türkü gerekse oyun olarak Türkiye'de en çok tanınan ve bilinen halk müziği eserleri arasında hemen ilk sıralarda bizim bu ''Bitlis’te Beş Minare'' adlı adaptasyon eserimizin de olduğu şüphe götürmez bir gerçekliktir.
Bitlistespor.com: Bitlis folkloru ve halkoyunlarının İstanbul gibi bir kültür başkentinde ilk kez kurumsal olarak Türk Folklor Kurumunda gerçek manada kendine yer açarak geniş kitlelerce kucaklaştığını, yurt içinde ve yurt dışında büyük ses getirdiğini biliyoruz. Oluşturulan bu Bitlis ekiplerinin ilk grup çalışmalarından bizlere bilgiler verirmisiniz?
Dr.Servet Zülfikar: 1964 yılında fiilen kurulmuş olan kurumumuzda Bitlis sevdalıları olarak bizler o yıllardan başlayarak en şaşalı sayılabilecek 1970-1980'li yıllar itibariyle de ülkede ve Dünyada Bitlisimizi her platformda, herkese en doğru ve güzel bir şekilde tanıtmanın peşinde olduk. Gerek salt ''Bitlis geceleri'' olarak başlı başına, gerekse de gösteri, yarışma, festival ve de geleneksel adıyla ''Tozlu yollar'' adı altında çok büyük hacimli geleneksel gösterilerimiz kurumumuzun adeta bir gövde gösterisi olarak sunulurdu. Bir dizi halinde dramatik teatral metni yazılır, sahne düzeniyle eşgüdümlü kurgulamalar yapılır, enfes türkülerimizle, şiirlerimizle yoğrulur, otantik giysi ve yerel folklorik dekorlarımız, aksesuarlarımız gösteri ekiplerimizle birlikte sahnede yerini alırdı. İstanbul'un prestijli olan çok büyük sahnelerinde izleyicilerin karşısına geçilirdi. Burada İstanbul'daki birçok diplomatik misyona, üniversite çevrelerine, merkezi, askeri ve yerel yönetimlerin üst bürokrasisine,tüm folklor camiasına ve bu işten anlayan yada çok seven izleyicilere gösterilerimiz sergilenirdi. Burada ilk aklımıza gelen yerler olarak talihsiz büyük yangından önceki bilinen adıyla ünlü ''Şan sineması'' sonraki adıyla ''Şan müzikholü'',''Atatürk kültür merkezi'' ,''Açık hava tiyatrosu'' gibi dev platformlar sayılabilir.1982 yılındaki başarılı geçen ''Tozlu yollar'' büyük gösterimizin çok beğenilmesi ve tarihinde 2. kez olmak üzere yoğun talepler üzerine gene Şan müzikholünde 1 ay sonra tekrar edildiğini söyleyelim. Tamamı yaklaşık 280 kişilik ekibimizin içindeki aktif 150 kişilik oyuncu grubunun 12 yöremizin oyunlarını sergilediği dev sahnede son bölümde 24 kız,24 erkek oyuncu olarak sahnede yerini alarak arkası arkasına Bitlis,Van ve Ağrı yörelerini başarıyla sunan ekiplerin tümünde oynayan oyunculardan biri de bendim. O unutulmaz güzel günleri daima mutlulukla,gururla, aynı coşkuyla ve çok hoş anılarıyla birlikte belleğimde ve ruhumda saklıyorum....
Bitlistespor.com: Tüm ülkeye ve dünyaya Bitlis folklorunun tanıtılması,musikisinin ve oyunlarının öğretilmesi adına çok büyük emekler vermiş olan Türk Folklor Kurumu ve onun öncü Bitlisli hocaları,kültür misyonerleri başta olmak üzere tüm emeği geçmiş insanların Bitlis folklorunu derleme,araştırma,gösteri ekiplerini oluşturma,yurt içi ve yurt dışında sergileme dönemlerini tarihsel krononolojiyide dikkate alarak bizlere nakledebilirmisiniz?
Dr.Servet Zülfikar: 1966 yılında bizden önceki dönem ağabeylerimizin,ablalarımızın oluşturduğu ve oyuncu kadro sayısı dönemi gereği bizim sayımız kadar olmamakla birlikte o yıllardaki kurumumuzun geleneksel ''Tozlu yollar '' gösteri gruplarının yönetici,öğretici ve eleman kadrosunu Türkiye Cumhuriyeti hükümeti başkent Ankara'ya davet eder.İstanbul'da daha önce sergiledikleri bu özel gösterilerini folklorcu büyüklerimiz başta Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız olmak üzere, parti liderlerine,meclisimizin tüm mebuslarına,diplomatik misyon şeflerine , Ankara bürokrasisine ve özel davetlilere de çok başarılı bir şekilde tekrar sunduklarını büyük bir gurur ve sitayişle bizlere yıllarca hep anlattılar.Bu ekiplerde yer alan Bitlis'li folklorcular olarak merhum Sn.Fatin Eren, Sn.Necdet Altınkılıç, Sn.Nazmi Zülfikar ağabeylerimizi öncü Bitlis hocalarımız olarak burada bir kez daha zikretmek gerekir. O dönemlerde yer alan bu güzel insanların öncesindeki Bitlis halk musikimizin temel taşları olan büyük folklorcular merhume Sn.Defçi Nesibe ( Nesibo),Defçi Gülbeyaz (Dokuzlu),Defçi Behiye,Defçi Aziz (Azo),Defçi Celal (Celo) ve allah uzun ömürler versin değerli folklorcu büyüğümüz Sn. Niyazi Ateşli ve Sn.Celal Kayaoğlu üstadların burada isimlerini de saygıyla anmak folklorcu ve Bitlislilik borcumuzdur. Bilinen yıl itibariyle 1968 yılından itibaren de Bitlis kadın oyunlarının bu ilk öncü Bitlis hocalarımız tarafından derlenip toparlanıp, kostümleri, aksesuarlarıyla birlikte aslına uygun tarzda hazırlandığını biliyoruz. Kız ekipleri sahne düzeninde tüm gösterilerde gerek salt kendi oyunlarını tek başlarına gerekse de erkeklerle de birlikte karma bir şekilde sahne almaları sağlanır.Bitlis halkoyunları adına erkek ve kızların asla birlikte oynayamayacağını iddia eden bazı ''tutucu'' folklorcu unsurların bu savları toptan reddedilerek bu beraberlik bir şekilde sağlanır.
Bitlis halkoyunları ekiplerinin her alanda daha da iyi tanıtılması,estetik ve coşku dolu, otantik normdaki oyunlarının güzel bir şekilde sunulması adına yapılmış olan bu uygulamalar bir büyük ''devrim'' olarak ülke folklor tarihine kaydedilmiştir. Bu oluşturulan 'karma'' Bitlis ekiplerimiz Türk Folklor Kurumu'nun tüm folklor otoritelerince de kabul edilmiş önemli saç ayaklarından biri olarak Karadeniz ve Erzurum yöreleriyle birlikte öncü ilk 3 ekibinden biri olarak sayılması tarihi bir gerçekliktir. Tabiri uygunsa Bitlis kurumumuzu,kurumumuz da Bitlisi havalandırmış ve uçurmuştur.Yıllarca Bitlisimizin estetik dolu ,enfes ve coşkulu oyunlarına hayran olan insanlarca ''kurum'' denilince ilk akla gelen ekiplerden biri oluşu bu başarılı çalışmalarımızın sonucundan ve oyunlarımızın ritmik,renkli,estetik ve zengin oluşundandı.Kurumumuzda yaşatılmış olan kadim Bitlis folklorunun yüzyıllara dayanan ve asal unsurlar olan Türkmen ve Kürt ortak kültürünün bugünlere getirilmiş, sunulmuş haliyle tüm oyunlarımız oldukça çeşitlilik arz eder...
Aşırma,Tenzere,Baloğ,Sıppe,Çınari,Dokuzlu,Keçike,Degirmançi,Nare,Pappori,Kavaşi,Perican(Berican-Perijvan),Lezgi,Temi,Zeybek,Koççeri,Hırpani,Koç Halayı,Kasap havası,Meyroki,Tıringo,Memmi,Dımme (Dümme),Hahha ninna,Memyane,Teşi,Ağır gövenk,Toy gövengi,Gökmeydan gövengi,Kevenk gövengi,Garzane,Melafani,Motkane,Meyroki herkuştesi,Meyremi herkuştesi,Deştane( Destane-Rak) ,Temırağe,Dıldıl,Gezzal,Dello,Zıfkeri (Zıfkero) benimde içinde olduğum 1980' lerin ortasına kadarki Bitlis ekiplerimizin ülkeye ve dünyaya tanıttığı ilk otantik oyunlarımız idi.Zamanla aramıza katılan Tatvan kökenli arkadaşlarımızdan Sn.Necmettin Üstyol, Sn.Şevki Aksoy hocaların da Bitlisimizin merkezine ve yakın bölgelerine ait tüm bu bilinen oyunlarımıza ek olarak Süleymani,Nehpi,Bottane,Deriko,Dolapi,Şılori,Adle,Ayşoke,Neval Bıdare gibi Tatvan ve Hizan çevresinin oyunlarını da büyük oyun havuzumuza akıttıklarını ve çok beğenilen oyunlar olduğunu söyleyebiliyoruz.Sırasıyla kurumumuza gerek bu öğretici 2. kuşak Bitlis hocalarımıza parelel olarak öğretici olarak bir dönem Sn.Sadık Koçyiğit olmak üzere Azmi Zülfikar,Servet Zülfikar,Fikret Zülfikar,Cezmi Zülfikar,Coşkun Aşuroğlu,Cihat Erten,Seraceddin Alican,Arif Günaydın,Varol Avcı,Bülent Balcı,Nami Bubani,İlknur Adak, Hülya Adak gibi ve adını şu an için hatırlayamadığımız tüm Bitlis menşeyli emektar folklorcularımıza ve kurumumuz dışında da çok güzel faaliyetlerde bulunan Sn.Kemal Çavuşoğlu, Mazhar Irmak, Haluk Zülfikar,Necla Eker Tiyenşan, İhsan Hatipoğlu, İrfan Ölekli, İkram Ölekli,Selahattin Kalbent,Cesim Çelebi ve Sn.İkram Hoca gibi kendi öz değerlerimiz olan hocalara da bu büyük kadim Bitlis folkloruna ve derin Bitlis kültürüne kattıkları tüm artı değerler,emekler ve hepsinden önemlisi tertemiz alın terleri için şükranlarımı sunuyorum ...
Bitlistespor.com: Bitlisli genç folklorculara bu aşamada eski bir folklorcu ağabeyleri olarak önerileriniz,tavsiyeleriniz,temennileriniz ve varsa eleştirilerinizi sırası gelmişken dile getirirmisiniz?
Dr.Servet Zülfikar: Ben yetenekleri asla tartışılmayacak olan Bitlis'li genç kuşak folklorcuları çok beğendiğimi ,her fırsatta onları çok başarılı bulduğumu,güzel çalışmalarından dolayı yürekten alkışladığımı ve bu işe emek harcayan hemen herkesi çok sevdiğimi ifade etmek isterim. Bitlis'te olduğu gibi Tatvan'da yaşayan bir dolu folklorcu dostlarım var.En başta 30 yıllık arkadaşım olan Sn.Alaattin Eskin yıllardır oralarda bu kültür bayrağımızı etrafına topladığı bir dolu Tatvan'lı gençlerle birlikte ödünsüz olarak dalgalandırdığını bilmek beni çok mutlu ediyor.Ancak buna karşılık Tatvan'lı dostlarımın ekiplerinin son durumlarını çok da iyi takip edemedim.Şu an itibariyle kendimce çok önemli olan bir konuya tüm Bitlis geneli adına parmak basmak istiyorum.Cumhuriyet Türkiyesinde 2010 yılında Bitlis merkezindeki üç büyük folklor derneğinin yani, Beşminare, Bifem ve Bigfad’lı gençlerimizin hala kızlarımızı ekiplerine katamamaları, İstanbul'da 1968' de bu işi çözmüş olan biz ağabeylerinin bu yapabildikleri işi burada, gelinen bu konjonktürde bile başaramadıklarını görmek beni çok üzüyor. Durumu her iki gruba da bir folklorcu büyükleri olarak geniş bir şekilde yapıcı bir eleştiri olarak aktardım. Geleneksel sayılabilecek kent ve aile tutuculuğumuzun, kaç göçün bu işe engel olduğu gerekçesine sığınmaktadırlar.Onlara önerim Bitliste yaşayan Bitlis kökenli olmayan öğrenci,öğretmen,doktor,hemşire,polis,teknik meslek sahibi kızlarımızı ,ayrıca aklımıza gelebilecek her meslek grubundan ve katmandan kızlarımızı ve hanımlarımızı bu güzel faaliyetlere katmaları mutlak şekilde sağlanmalıdır. Bu uygulama gerçekleştirilemezse kusur elbette onları derneklerine kazandıramayanlarındır.Onların aranıza zorla girip çalışmalara katılabilmeleri eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur.Bu yapılması zorunlu işin devamında 2. iş olarak da yerli Bitlisli ailelerimizin kızlarının önce salt kız ekibi olarak hazırlanması sonradan da karma ekiplere doğru yavaş yavaş alınmaları gerçekleştirilmelidir. Bunun dışındaki her şey yanlış olmasa da çok eksik uygulanmış çalışmalar olarak değerlendirilmeli ve Bitlis'li ailelerimiz ''akil'' insanlarca ,deneyimli dostlarca ikna edilmelidir.Bu işin zor olduğunu bilmekle beraber kolay yolun yani yenik düşmeyi peşinen kabullenmiş birer erkek ordusu olarak çalışma yapmak,faaliyette bulunmak bu dostlara zamanla heyecansız anları ve monotonluğu getireceği kesindir.Kızlarımızın ve hanımlarımızın girdiği ve yer aldığı her ortama katacakları estetiği,disiplini,seviyeyi,güzelliği ve zarafeti bu dostların tasavvur bile edememeleri gerçekten hayret uyandırıcı bir durumdur. Aslında Eren Üniversitesinin yaşama geçmesiyle bu durumun aşılması ve olası açılacak olan üniversitedeki kızların gerek üniversitede ve gerekse de sivil olarak kurabilecekleri folklor dernekleriyle bu işe girmelerini düşünmek çok da hayalci sayılmamalıdır.Aslında tarihin çöp sepetine gitmesi gereken bu toplum korkusunun, baskısının,bağnazlığının ileride azalacağı ve sonucunda yok olacağını çok iyi biliyorum.Ama arkadaşlarımızın ellerini çabuk tutarak nezih lokallerine,çalışma salonlarına karşı cinslerini davet ederek bu tarihi dönemi başlatmaları zaman kaybını engelleyecektir.Ayrıca sırası gelmişken şu sevindirici bilgileri ve gözlemlerimi de aktarmak isterim. Ülkenin tüm folklor derneklerindeki Bitlis halkoyunları ekipleri olarak Bitlisimizi layıkıyla temsil etmede başta kendi derneğim Türk Folklor Kurumun dan da önde olmak üzere en doğru,iyi ve otantik gösteriler sunan dernekler sıralamasında tüm içtenliğimle söylemeliyim ki en azından tanıdığım ve temasta olduğum bizim '' Beşminare, Bifem ve Bigfad''lı folklorcu gençler ile ''Tatvan''lı dostlarımın en önlerde olduklarını rahatlıkla söylemeliyim. Onları sırası gelmişken bir kez daha alkışlamak istiyorum.İletişim kanallarının internetle ve türlü yollarla hızla çoğaldığı bu dönemde herkesin aşağı yukarı neler yaptığı veya yapamadıkları gözler önüne serilmektedir. Bitlisimizin bu üç güzide derneğinin ve Tatvanlı folklorcu dost ve arkadaşlarımın daha bir güçlenerek aralarındaki dayanışmayı da sağlayarak gerek tek tek gerekse de birlikte gerçekleştirebilecekleri çok mükemmel ve iyi işler olduğunu hep düşünüyorum...
Bitlistespor.com: Sn.Servet Zülfikar bizlere çok uzun,doyurucu bir söyleşi yapma fırsatı verdiniz. Bitlis kültürüne ve sosyal yaşamına uzunca bir dönemden beri sunduğunuz büyük katkılar , tüm pozitif çalışmalar için Bitlis'li gençler olarak Bitlisimizin folklor ve spor camiaları adına da size teşekkürü bir borç biliyoruz.Son olarak kentimizin genel sportif yaşamı ile ilgili düşüncelerinizle dinlemek ve bu güzel söyleşimizi bitirmek isteriz?
Dr.Servet Zülfikar: Asıl ben sizlere teşekkür etmeliyim. Bizden önceki kuşaktan folklorcu büyüklerimize göstermiş olduğumuz ahdevefanın aynısını yeni kuşak gençlerin de bana teveccühle gösterdiklerini her daim görmek bir folklorcu ve Bitlis araştırıcısı olarak beni çok sevindiyor. Bu kadirbilirliğin kültürümüze katkı sunan her insana aynı şekilde gösterilmesi de tüm kültür adamlarımızı aynı şekilde çok mutlu edecektir.Bitlis'li genç folklorcularımızın özellikle kent dışındaki Bitlis'li hemşehrilerimizce ,kentte ise halkımız,merkezi ve yerel yönetimlerce,üniversitemizce her şekilde desteklenmeleri ve pozitif ayrımcılık yapılarak maddi,manevi ve moral açılardan daha da güçlendirilmeleriyle olası tıkanabilme noktasındaki tüm yollarının açılması Bitlisimizin aydınlık geleceğine yapılmış önemli katkılar olacağı muhakkaktır. Hep unutulan folklorcu gençlerimize ve camialarına deneyimleri fazla olan bir halkbilimci ağabeyleri olarak sunduğum öneriler,tavsiyeler ve temennilerin Bitlisimize ve insanına olan içtenlikli sevgimizin bir parçası olarak algılanması ve düşünülmesini de isterim...
Daha önceleri sıkça yazıp düşüncelerimi aktardığım Bitlisimizin atletizm, kayak, futbol ve tüm amatör spor branşlarındaki sporcularına, hocalarına, yöneticilerine, Bitlis'li tüm tiyatro ve sahne sanatçılarına, ses ve saz ustalarına da ayrıca özel bir paragraf açarak kolaylıklar ve üstün başarılar diliyorum...
Bitlis kenti geçmiş son 15 yıl baz alınırsa inanılmaz bir şekilde adeta bir ''kardelen çiçeği'' gibi ortaya çıkan başta Sn.Serdar Durer olmak üzere Bölge ve Türkiye şampiyonalarında derece elde eden milli atletler Bitlis’ten yetişti. Sayın Durer’in örnekliğinde yetişen nice potansiyel atlet kuşağı spor yaşamlarına devam ediyorlar. Ulusal ve uluslararası dereceleriyle ve örnek faal sporculuğuyla tanınan Sn.Serdar Durer aynı zamanda kişiliği ile de bu öncü rolü üstlenmiş olması ilimizin sporu ve gençliği adına son derece önemli bir durumdur. Bu sporcu gençlerimize yoldaşlık eden, aynı kuşaktan gelen ve sportif altyapısı olan eğitimli hocalarımızdan Sn.Hıdır Aydın'ın da adını aynı önemle dile getirmeliyiz. Kentimizin bu yetenekli ve yüksek eğitimli uzman milli sporcu ve hocalarımızın kentimiz adına bir kaynak sayılabilecek olan bu yetenek tarlasında öncelikli olarak emekleriyle, uzmanlıklarıyla ve eğitimleriyle şampiyon atletlerimizi yetiştirmesi beklenirken,Türkiye atletizm federasyonu başta olmak üzere ülke ve il spor teşkilatımızın bu arkadaşlarımızı Bitlis'te gerek antrenör gerekse de yönetici ve spor planlayıcısı olarak görevlendirilmeleri gerekirken, onlar anlaşılmaz bir şekilde milli sporcu ve milli antrenör kişiliklerine aldırılmaksızın başka başka bölgelerde ''atıl'' sayılabilecek tarzda ilköğretim okullarına ''iddiasız'' beden eğitimi öğretmeni ve spor ajanı olarak atadılar. Oysa onların şimdiki bu görevlerini yapabilecek sayısız eğitmen varken bu değerlerimiz yok yere heba ediliyorlar. Bu ilginç durum ülkemizin genelde ve her alanda sıkça yaptığı bir yığın trajikomik yanlışlıklar olarak Milli Eğitim ile Gençlik ve Spor Bakanlığı müşterek planlayıcılarına ve yöneticiliklerine hiç yakışmayan uygulamalar ve yanlış politikalar olarak tarihe şimdiden geçmiştir.
Aynı şekilde kent çapında kayak sporumuza son yıllarda çok emek vermiş bir dolu insanlardan biri olarak karizmatik şahsiyetiyle ve olağanüstü liderlik yetenekleriyle parlayan Dideban Kayakspor Kulübü Başkanı Sn.Ecevit Sulukaya'nın yoğun çabalarını burada alkışlamamız gerekmektedir.Yokluklarla, ilgisizliklerle ve bir yığın sorunlarla uğraşan, bu uğurda çok sıkıntılar çeken kentimiz için büyük bir şans olan bu arkadaşımızı yürekten kutluyorum. Kayak sporu son yıllarda en başta onun ve yakın arkadaşlarının sayesinde ayakta durabilmiş ve çok önemli mesafeler kaydetmiştir. Bitlis kentinde kayak sporumuz geçmişte çıkardığı dünya çapındaki milli, rekortmen, efsane şampiyonlarımız olan Sn. Yusuf Hamamcıoğlu, Sn.Doğan Cenkçi, Sn.İrfan Cenkçi, Sn.Özbey Geboloğlu, Sn.Erkan Mermut, Sn.Kenan Erel ve isimleri hatıralarımızda saklı onlarca kayakçı sporcularımızı sevgi ve saygıyla selamlıyoruz. Gelecekte onların geçmişte yaptıklarını bizlere yeniden yaşatması muhtemel olan kayakçı gençlerimizi yeniden alkışlamak istiyoruz. Gözü pek ve yetenekli kayakçı gençlerimizin doğasında ve genetik formasyonlarında bu potansiyel fazlasıyla mevcuttur. Bu dediklerimizin tersi yani kentimizden kötü kayakçı çıkması da eşyanın tabiatına aykırı bir durum olarak kabul edilmelidir.
Bitlisli bir çocuk doğar doğmaz bir mukavva veya tahta parçasını altına koyar ve metrelerce yağmış olan karın üzerinde korkusuzca, durmaksızın yaşına başına aldırmadan kaymaya başlar. Adına Bitlis dilinde ''tahünk'' denilen tahta kızağı ağabeyi veya babası ona daha sonbaharda yani eylül ayında iken yapıp teslim eder,zira eskiden ekim ayında bile karın hızla yağmaya başladığı ve biriktiği akıldan çıkarılmamalıdır. Tek tek veya grup halinde Bitlis'in sıkça olarak yüksek olan kaşlarından (yokuşlarından) Bitlis'in kent içi olarak 0 ( sıfır) noktasındaki Bitlis dere seviyesine inen bu doğal pistlerin bile 400-500 metre oluşu akıllardan çıkarılmaması , hiç küçümsenmemesi gereken ve onları yetiştiren,pişiren alanlar olduğu bilinmelidir.Zamanla büyüyen bu çocuklar o eski tarihlerde Bitlisimizin yüksek tepeleri olarak bilinen Gökmeydan,Komus,Kurtdüzü,Merkava,Seydava,Şeribey,Sadibağı,Tahşut,Serayıl,Sapkor vs. gibi çetin olan pistlerinde gerek kendi kendileriyle ve gerekse de arkadaşlarıyla olmak üzere geliştirmiş oldukları bugünküne az çok benzer tarzdaki ilkel kayak paletleriyle sıkı yarışlara cesurca ve kıran kırana bir şekilde girişirlerdi.Zamanla yetişen ve olgunlaşan bu yetenekli kayakçı gençlerimiz onlarca yıl övünülesi bir dolu başarılarıyla önce kentimizin ,sonrasında da ülkemizin gözbebeği olan çok değerli sporcularımız oldular.Ulusal ve uluslararası yarışlarda rekorları da paramparça ettiler…
Kentimizde geçmişten bugünlere uzanan yerleşik kadim futbol takımlarımız eskiden olduğu gibi bugünlerde de kıyasıya bir rekabetin içindeler.Güzeldere,Yıldırımspor,8 Ağustos,Jetspor,Tütünspor çok iyi hatırladığım 1960 ve 1970'li yıllar itibariyle Bitlis'in nadide ve çok mükemmel sporcularını yetiştirmiş olan kent merkezinin futbol takımlarıydılar. 8 Ağutos 1963 'de Bitlis'in Kurtuluş gününde futbolu bilen , sahaya çıkacak kudreti ve cesareti kendinde gören çok yetenekli özü itibariyle kent ''berberlerinden'' oluşturulan sarı lacivertli ünlü ''Güzeldere''nin 11 kişilik oyuncu kadrosu ile gene mesleği ''terzilik'' olanlardan oluşmuş olan sarı kırmızı renkteki ''8 Ağustos'' takımının yaptıkları kıran kırana geçen maçlarının hemen akabinde oynanan ''Bitlis'' ve ''Siirt'' karması büyük final maçından daha da çok ilgi çektiğini ve izlendiğini sanki dünmüş gibi gayet iyi hatırlıyorum. Henüz 6 yaşında bir çocuk olarak belleğimde taşıdığım ,yaşamımın en tatlı ve güzel anlarından biri olan o günü ve heyecanlı geçen maçı ''Gökmeydan'' kent toprak sahasında kuzeye bakan duvarların üstüne ağabeyimle birlikte tırmanarak izlediğimi söylemeliyim...
Sportif alanda birbirleriyle ebedi dostlukları bir yana ezeli rekabeti de kıyasıya taşıyan ve şimdiki başarılı futbolcularımızı geçmişte de yetiştiren takımlarımızda oynayan sporcularımızdan ünü kent dışına da çıkmış ve böylece ikinci şöhretini çok büyük futbolcular yetiştirmiş olan Diyarbakır kentinde Diyarbakırsporda da yapan ''Altınkafa'' Sn. Nazmi Tahincioğlu,Gaziantep ilinde Gaziantepspor futbolcusuyken 1970'lerin ortalarında yılın sporcusu seçilen, takımını o yıl 1.Lige attığı gollerle taşıyan merhum Sn.Naif Göktekin (Çorro Naifo),FB' nin takım kadrosuna transfer olabilmeyi başarmış büyük kalecimiz Sn.Hikmet Zeydan,gene geçmişte Beşiktaş'ta 1950'lerde takıma girip oynamış Saffet ve Vedat Nasır kardeşler,döneminin sporu seven ve bilen büyüklerimizce anlatıla anlatıla bitirilemeyen eski Güzeldereli kaleciler Sn.Mustafa ve Yücel Zülfikar,Sn.Rahmi Tahincioğlu ile sırasıyla Sn.Selahattin Yetişkin,siyah beyaz Yıldırımspor'un kurucusu ve efsane kaptanı , büyük futbolcu Sn.Ecvet Geboloğlu, Sn.Talat Podak,Çançolardan unutulmaz futbolcu ve sonrası Bitlissporun hocası Sn.Hulusi Güngördü, Tahşutlu Sn.Ahmet Pütgül hocanın oğlu Sn.Faruk Pütgül ise genç kuşak futbolculardan güzel örnekler olarak hemen ilk aklıma gelen ve bugünkü kuşağın tanıması, bilmesi gereken yerel olduğu kadar ulusal çapta da çok büyük yetenekleri olan ve bu topraklarda doğmuş önder sporcu kişiliklerimizdi.
Burada aklıma bir çırpıda gelenleri sıraladığımı ve geride bir dolu sayıda sporcu, hoca ve yönetici kişilikleri ve bu güzel kadim takımlarımızı kurmuş, hamiliğini yapmış insanları, grupları, aileleri ve kurumları da sitayişle ve sevgiyle anmamız gerektiğini ifade etmeliyiz.Bu insanlardan yaşamını yitirmiş olanlara Allah’tan rahmet, yaşayanlara ise sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.Sporculuk hayatları türlü nedenlerle uzun sürmemiş olanlar da dahil olmak üzere derin izler bırakmış bu şahsiyetler, örnek alınması ve daima hatırlanması gereken sporculuk yaşamlarıyla kent insanına bir dolu güzellikler sundular. Çocuklarımızın ve gençlerimizin önüne bu yaşamış kent sporcu idollerini her daim koymalıyız ve gene yetişen tüm sporcu gençlerimize bu vesile ile her türlü maddi ve manevi desteğin, moral gücün, pozitif ayrımcılık yapılması ilkesinden asla ödün vermeden hep arttırılarak sürdürülmesini, bu şekilde ülke ve kent barışına da katkılar getirmesini, sporcularımızın başarılarının sürekli olmasını diliyor, tüm Bitlis halkına da içten sevgi ve saygılarımı arz ediyorum.
Bitlistespor.com Bu röportaj 1270 kez okundu Yükleniyor...
|
|